|
|
June 02
KeNDiNi KoZaSiNa KaPaTMiS ORaDa YaSaMaYa CaLiSaN BiR TiRTiLiM BeN...
| |
|
Kısa TutaLım Son SözLeri Sevemedim VedaLarı
içimde gece yarısı deli sağnaklarda gözlerim üşür şiirim,kalbim kırık yalnızım, yarınsızım, utanmasam ağlasam ağlasam aşkın aksa gözyaşım ve umudum kurtulurmu sabahsız karanlıklardan ellerim unutsa önce ellerinin sıcaklığını yüreğim vazgeçmez ki gönlünün sokağından..
Yalnızlık... dilime takılmış eski bir şarkı ikinci bardaktaki içilmemiş çay sensizliğimdir yalnızlık!
Eski dostlar korkum, terkeden sevgililer gölgem, kahvaltı masamda bir misafir yalnızlık
Kesik soluyan sesim, uzağa dikilmiş yorgun gözlerim, en ücra köşelerinde benliğim yalnızlık..
[ Yokluğunla Ben başbaşayız ] ..

Kendi sessizliğinde kulakları çınlayan, etten kemikten bir histir yalnızlık, hem korkak hem inatçı... Hiçbir düşüncenin kendi teorisini çürütmesine izin vermemek için, içine kapanıktır. Mutlak bir yitmişliğe giden merdivenin ilk basamağıdır, kararların alındığı bir karargah... Bundan sonrası; aynı nitelikteki adımların atılmasıyla bütüne gitme telaşıdır. Yitmişliğe gelindiğinde resim tamamlanır. Resimdeki nesnelerin tüm anlamı kişinin kendisi ile merdiven basamaklarında saklıdır.
Yalnızlık da bir ilaç gibidir, kullanma talimatı içimizde gizli...
Aşırı dozda (ruhu) öldürür...
| |


April 26
____####_____♥♥♥____#####__ ♥ ___######____ ♥ ____######__ ♥ __######################__ ♥ _#######################__ ♥ _#######################__ ♥ Karanlik cökünce, sokagimiza, _#######################__ ♥ Kösede ben varim, Unutamazsin, __#####################__ ♥ O Mutlu Günler, hep gelir aklina, ___####################__ ♥ Sen beni ömrünce, UNUTAMAZSIN.!!!! ____##################__ ♥ ______###############__ ♥ Mektuplari yirtip, attin diyelim, ________############__ ♥ Resimleri yirtip, yaktin diyelim, __________#########__ ♥ Bir mazi var olup, nasil silelim, ____________#######__ ♥ Sen beni ömrünce, UNUTAMAZSIN.!!!!! ______________#####__ ♥ ________________####__ ♥ Ah edip adini, her anisimda, __________________###__ ♥ Bir asik misali, hep yanisim da, ____________________##__ ♥ Bir hayal olurum, yanibasinda, ______________________#__ ♥ Sen beni ömrünce UNUTAMAZSINNN
[̲̅ə̲̅٨̲̅٥̲̅٦̲̅]
Bir zamanlar yer yüzünde kör bir genç yaşıyordu ve bu kör genç kendisinden nefret ediyordu,, çünkü kör bir yaşamı vardı..Göremediği için hiç birşeyi ve hiç bir kimseyi sevemiyordu herkesten ve her şeyden nefret ediyordu, ama kız arkadaşı hariç.Kör yaşamında sevdiği tek şey kız arkadaşıydı.
Bir gün kız arkadaşına eğer dünyayı görebilseydi onunla evlenmeyi kabul edebileceğini söyledi.Kız arkadaşı da onu çok mutlu ettiğini söyledi.
Günlerden bir gün şans gencin yüzüne güldü ve birisi ona bir çift gözünü bağışladı.Sonra genç herşeyi görmeye başladı.Ağaçları,çiçekleri; kısaca artık dünyayı görüyordu hatta kız arkadaşını bile.
Kız arkadaşı ona sordu;"Şimdi artık her şeyi görüyorsun, söylediğin gibi benimle evlenecek misin?" dedi.
Genç şoktaydı kız arkadaşını gördüğünde dona kalmıştı çünkü kız arkadaşı kördü!...
"Çok özür dilerim dedi genç seninle evlenemem çünkü sen körsün" dedi. Kız çok üzüldü ve yaşlı gözlerle ordan uzaklaşmaya başladı biraz ileri gidince durdu ve geriye dönüp gence şunu söyledi ;
" LÜTFEN SADECE GÖZLERİME İYİ BAK "
( Gence gözlerini veren kız arkadaşıydı...)
|
|
αѕℓıη∂α ѕöуℓє∂iкℓєяiм∂єη çσк , ѕαкℓα∂ıкℓαяıм∂α ѕαкℓıуıм.. νє gizℓє∂iкℓєяιм∂є gizℓiуiм. ßυ уüz∂єη ∂є αηℓαмαк içiη кσηυşтυкℓαяıм∂αη çσк ѕυѕтυкℓαяıмα кυℓαк νєя..! |

ATEŞ İLE SUYUN HİKAYESİ
ateş birgün suyu görmüş yüce dağların ardından sewdalanmış onun deli dalgalarına,,, hırçın hırçın kayalara wuruşuna,yüreğindeki duruluğa Demişki suya :gel sewdalım ol,hayatıma anlam weren mucize ol,,, Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş: Yüregim sana armağan ,,, sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca,kopmamacasına,,, Zamanla su, buhar olmaya, ateşte, kül olmaya başlamış, Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı,,, Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara Su,, Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları,,, aramış suyu diyarlar boyu,günler boyu ,geceler boyu,,, Bir gün gelmiş , suya warmış yolu bakmış o duru gözlerine suyun , biraz kırgın,biraz hırçın , we o an anlamış:aşkın bazen gitmek olduğunu,ama gitmenin yitirmek olmadığını,,, Ateş durmuş,susmuş,sönmüş aşkıyla, işte o zamandan beridirki: ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş,,, ateşin yüreğini sadece su, suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş,,,
Kaçtıkça o beni kovalıyor.''Bir daha aşka dair yazmayacağım!Bana aşkı yazdırmayın!'' diye düşünsemde,ya aşk beni buluyor,ya da aşıklar.Ya aşk vuruyor yüreğime yada yüreğimde aşk acıyor...
Bu sefer ''aşk cinayetleri'' başlıklı haberler takıldı gözlerime ve yüreğime.Neredeyse hergün gazete köşelerine yansıyor aşk cinayetleri.Yazık...Hem kızıyorum hem üzülüyorum.Aşkından intihar edenlere de katil olanlara da... Ölenlere de kalanlara da...Yakanlara da yananlara da...
Aşk zehir olmamalı...Aşk gibi bir duyguyla ''cinayet'' gibi bir kavram yanyana yakıştırılmamalı.. Sevdiğinin canını alan bir insanın sevgisine kim inanabilir?Evladını boğarak öldüren bir annenin sevgisi ne kadar sevgi ise,aşk cinayeti de o kadar aşk tır...
Aşk su gibi hayat vermeli insana.Ama zehir oluyor bazılarına!...Neden?
Ne yaşamayı öğretebiliyoruz,ne de sevmeyi...
Ne mutluluğu anlatabildik,ne de imtihanı...
Ne hayatı anlatabiliyoruz.ne de ölümü...
Yaşamı,sevmeyi,mutluluğu,imtihanı,hayatı ve ölümü anlayan birinden ''aşkı'' anlamasını beklemeye hakkımız yok...
Herşey birbirine karıştı...
Anlayacağınız şudur ki;kavuşmak için sevilmez!!!...Bilmelisiniz ki ''kavuşmak'' kadar ''özlemek'' de güzeldir.Kimbilir belki ''aşkın kendisi'' kavuşmaktan daha güzeldir?
Ve şunu asla unutmayın!
Kulak verin bu sese
Aşk bilekte yaşanmaz,yürekte yaşanır..
Yürekte yaşanan aşk,kavuşamadığını kırmaz...Kıramaz...Çünkü kıyamaz
''Mangal gibi yürek''derler ya...''Aşk''içinde mangal gibi bir yürek lazım,yumruk olmuş bir bilek değil!!!
Hatırlarsınız belki o sahneyi''Gönül Yarası'' filminde Meltem Cumbul,sözlerini anlamadığı ama yüreğini titreten şarkıya ağlarken ''abi,bu türküye ağlamak için bilmek mi gerek?'' diyordu,çok beğenmiştim o sahneyi...
Aşk'ta öyle bir duygu işte...Anlayamaz,anlatamazsınız...Ağustos sıcağında üşümek,kış soğuğunda terlemek gibi...
Aşk'a dair yazmayacaktım ama yinede yazdım.Aşk yazılacak bir duygu değil.Yazılamaz,yaşanır.Aşkı yazmakta zor,yaşamakta...
Allah yaşayanlara sabır versin.
Aşkı yazarken bazen ellerim acıyor...Tıpkı yüreğim gibi...

Tuzlu kahve
Kıza bir partide rastlamıştı. Harika bir şeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı.. ´Ben artık gideyim´ demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı ..
´Bana biraz tuz getirir misiniz´ dedi .. ´Kahveme koymak için ..´
Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı..
Kahveye tuz!..
Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla ´Garip bir ağız tadınız var´ dedi..
Delikanlı anlattı:
´Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar .. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki..´
Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının .. Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı.
İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri.. Ev duyusu olan biri..
Kız da konuşmaya başladı.. Onun da evi uzaklardaydı.. Çocukluğu gibi.. O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu.. Tatlı ve sıcak..
..Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii..
Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü..
40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. ´Ölümümden sonra aç´ diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.. Şöyle diyordu, satırlarında..
´Sevgilim, bir tanem..
Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun?.Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ´Tuz´ çıktı ağzımdan.. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok.. İşte gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da..´
Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı.
Lafı açıldığında bir gün biri, kadına ´Tuzlu kahve nasıl bir şey´ diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının..
´Çok tatlı!..´ dedi... |
|
April 20
|
SAYFAMDA
 dakika  saniye kaldınız.Tekrar beklerim…Hoscakalin Sevgiyle kalin ; ))))
kişi listenize beni eklemek için

|
|
|
|
|
|
|